HİÇ HER ŞEYDİR!

HER ŞEY İSE HİÇ!

İçinde dünyanın dört yanından gelmiş güzeller güzeli kızlar, daha önce görmedikleri, hatta hayal bile etmedikleri ve belki adını bile bilmedikleri onlarca yaratık, onlarca farklı şeylerin aktığı çeşme, yemyeşil ve çiçeklerle bezenmiş bir yer ve daha onlarca ilginç şey.

Kaldılar öyle çarpılmış bir biçimde. Bu da neydi? Burası çöl içindeki yapay bir vaha olmalıydı. Ama dışarıdaki sefalete rağmen buradaki şaşaa kabul edilir bir şey miydi?

Onlar bunları düşünedursun, Kral Trezin içine düştükleri şaşkınlıkları düşünerek eğleniyor ve zekâsıyla övünüyordu. “Gördüler işte, benim her şeye rağmen ne kadar güçlü olduğumu gördüler. Haremimi görseler acaba ne düşünürlerdi?” Dedi ve deliler gibi gülmeye başladı. Çevresindekiler bir an şaşıracak gibi oldular ama onların bir kralın akılından geçenleri akıl etmeleri mümkün değildi ki. O bir kraldı onlar ise sadece ve sadece birer köle.

“Bu kadar güzelliği bir arada hiç görmemiştim”diye düşünüyordu herkes. Ama bir tek Argem “ bu şaşkınlığımı krala hissettirmemeliyim” diye düşünüyordu. “kendini bir şey sanmasını istemiyorum. En nihayet o babamdan ve gelecekte kral olacak benden çok daha güçsüz ve sıralamada aşağıda ve düşük bir kral. Hadi girelim artık. Siz de sanki hiç böyle bir şey görmemiş gibi davranmayın. Bizim ülkemizin nerdeyse her yanı böylesine güzel değilmiş gibi kalakaldınız. Şaşırtıyorsunuz beni. Hıh. Üstelik bunların hepsi yapay. Hadi, hadi girelim artık.” Kızlar kıkırdadılar. Anlamışlardı Argem’in niyetini ve bunca açık etmesi onlara komik gelmişti.

Gördüğü her şeye hiç açık vermeden dokunmaya çalışıyordu Argem doğal mı yoksa yapay mı olduğunu anlamak için. Ama şimdiye kadar hiçbir şey çözememişti. Onları getiren muhafızın konuşmasıyla irkildi. “ efendim istediğiniz gibi davranabilirisiniz. Buradaki her şey sizinmiş gibi düşünün ve rahatınıza bakın. Benim daha fazla burada kalmam yasak. İzninizle. Bayan Senea, misafirlerimizi size emanet ediyorum. Prens Argem ve diğer misafirlerimiz görebileceğiniz en özel konuklarımızdır. Kralımız için lütfen onlara en üst düzeyde ilgi gösteriniz.” Bu resmi tanıştırmadan sonra bir asker gibi -ki o bir asker zaten- arkasını dönmeden çekilerek dışarı çıktı.

Muhafız bahçedeki son konuşmasını yaparken kimse onu dinlememiş sadece Bayan Senea’nın güzelliği karşısında donakalmıştı. Kimsenin bu büyülü anı bitirmeye niyeti yoktu. “ Artık bu inanılmaz, kabul edilemez “ diyordu Argem kıskançlığını gizleyemeyerek. Dizlerinin üzerine çöktü bütün inceliğiyle. “ Sizinle tanıştığım için tanrılara kaç kurban adasam boşunadır. Onlara minnettarım sizin güzelliğinizi görmek lutfuna erişmemi sağladıkları için.” Serea O’nu tutup kaldırdı. “ Aman efendim ne yapıyorsunuz. Ben sizin karşınızda eğilmeliyim. Ben sadece sizi mutlu etmekle görevli bir köleyim.” Dedi ve koluna girdiği Argem’i çok güzel çiçeklerin bulunduğu bir bölgeye doğru götürmeye başladı. Bu arada nedimeler yalnız kaldıklarını görünce yavaş yavaş yere düşmeye ve etrafın keyfini çıkarmaya başladılar.

Senea, yanındaki diğer güzeller güzeli kadına bir göz kırpması ile talimatlarını verdi. Bu bakış O’nun güzel olduğu kadar sert bir yapısının olduğunun da bir göstergesi gibi gelmişti onu izleyen nedimelere.

“Buyurun efendim. Burası size layık değil ama benimle oturmanız için size yalvardığım yer”. Çimenlerin üzerindeki minderlere yan yana çöktüler. Argem Senea’yı izleyebileceği şekilde oturmayı yeğledi. Hiçbir şey düşünmüyor sadece O’nu izliyordu. Bir sürü güzel kadın çevresinde ona hizmet etmek için yarışıyor ama o büyülenmiş gibi bu bembeyaz tenli, sapsarı uzun saçlı incecik ve bir kuğu gibi alımlı kadına bakıyor, adeta gözlerini ondan çekemiyor eğer bir an başka bir yere bakarsa bütün tılsımın bozulacağını zannediyordu.

Senea diğer kadınlardan birinin doldurduğu soğuk şerbeti kendi elleriyle içirdi prense. Sonra diğer nedimeler ona masaj yaparken kokulu yağlarla, Senea travni çalmaya başladı. Olamazdı bu güzel ses bu kadın sanki sadece mükemmellik abidesi olsun diye yaratılmıştı. Yoksa bu o ırktan mıydı? Ama onları esir almak ya da böylesi bir konumda çalıştırmak mümkün değildi ki. Aslında onların sadece bir efsane olduğunu düşünüyordu ama Senea’yı ancak böyle açıklayabilirdi. Yoksa dünyada böylesine mükemmel başka ırk var mıydı ki?

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır